Yeni Nesil Niş Blog Sitesi : Bitki Bakımı, Gezi Rehberi, Teknoloji, Sanat, Burç Yorumları, Özel Yaşam ve Lezzetli Tarifler – Hepsi mutlucicekler.com’da seni bekliyor! Yeni Nesil Niş Blog Sitesi : Bitki Bakımı, Gezi Rehberi, Teknoloji, Sanat, Burç Yorumları, Özel Yaşam ve Lezzetli Tarifler – Hepsi mutlucicekler.com’da seni bekliyor!

Ebû Hanîfe Kimdir? Hayatı, Fıkıh Görüşleri ve Hanefî Mezhebi

Ebû Hanîfe'nin Kûfe'deki ilmî faaliyetlerini temsilen yazma eserleri inceleyen bir âlimin tarihî illüstrasyonu
,

Ebû Hanîfe (Nu‘mân b. Sâbit; 699–767), Kûfe’de yetişen ve Hanefî fıkıh geleneğinin öncüsü kabul edilen büyük bir İslâm hukukçusudur. “İmâm-ı Âzam” adıyla anılan âlim, Kur’an ve sünnetin anlaşılması, hukukî problemlere çözüm üretilmesi ve içtihadın yöntemli biçimde geliştirilmesinde etkili olmuştur. Onun ders halkası ile öğrencilerinin çalışmaları, sonraki asırlarda Hanefî mezhebinin oluşmasında belirleyici rol oynadı.

Ebû Hanîfe hakkında anlatılanların bir kısmı biyografik kaynaklara, bir kısmı ise daha sonra yaygınlaşan menkıbelere dayanır. Bu yazıda doğumu, hocaları, ticareti, ders yöntemi, kıyas ve istihsan anlayışı, öğrencileri, siyasî baskılarla ilişkisi, eserlerine dair aidiyet sorunları ve Hanefîliğin yayılışını kaynakların izin verdiği ölçüde ele alıyoruz.

Ebû Hanîfe hakkında kısa bilgiler

  • Asıl adı: Nu‘mân b. Sâbit b. Zûtâ; yaygın adı Ebû Hanîfe.
  • Unvanı: İmâm-ı Âzam (Büyük İmam).
  • Doğumu: 80/699, Kûfe (bugünkü Irak).
  • Ölümü: 150/767, Bağdat.
  • Öne çıkan alanı: Fıkıh, içtihat, İslâm hukuk düşüncesi ve itikadî tartışmalar.
  • Başlıca hocası: Hammâd b. Ebû Süleyman (ö. 738).
  • Önemli öğrencileri: Ebû Yûsuf, Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî ve Züfer b. Hüzeyl.
  • Tarihî mirası: Hanefî mezhebinin temellerinin oluştuğu Kûfe fıkıh okulundaki öncü konumu.

Ebû Hanîfe kimdir? Kûfe’de doğumu ve ailesi

TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Ebû Hanîfe, Hicrî 80 (Milâdî 699) yılında Kûfe’de doğdu. Ailesi ticaretle uğraşıyordu; kendisi de gençliğinde kumaş ticareti yaptı. Soyu hakkında Fars, Türk veya Orta Asya kökenli olduğuna dair çeşitli rivayetler bulunur. Bunlardan birini tartışmasız tarihî gerçek saymak doğru değildir. Kaynaklarda, ailesinin Arap olmayan kökene sahip olduğu ve Kûfe çevresine yerleştiği anlatılır.

Kûfe, erken İslâm döneminde yalnızca büyük bir ticaret merkezi değildi. Arap yarımadasından gelen farklı grupların, İran ve Mezopotamya geleneğinin, siyasî tartışmaların ve ilmî çevrelerin buluştuğu bir şehirdi. Yeni karşılaşılan alışveriş, miras, aile ve kamu düzeni meseleleri, fıkhî düşüncenin gelişmesini gerekli kılıyordu. Ebû Hanîfe’nin hukukî yaklaşımı da bu canlı ortamda şekillendi.

Ticaretle uğraşması düşüncesini nasıl etkiledi?

Ebû Hanîfe’nin kumaş ticaretiyle meşgul olduğu, ilim hayatına ağırlık verdikten sonra da ticaret faaliyetlerini ortakları aracılığıyla sürdürdüğü aktarılır. Bu tecrübenin, alışveriş sözleşmeleri, borçlar ve günlük ticaret hayatındaki uyuşmazlıklara dikkatini artırmış olması mümkündür. Fakat bütün hukuk görüşlerinin doğrudan bu meslekten kaynaklandığını söylemek aşırı basitleştirme olur.

Tarihî biyografilerde öğrencilerine maddî destek sağladığı, ilim öğrenimini teşvik ettiği ve geçimini idarecilerden bağımsız sürdürmeye çalıştığı anlatılır. Onun toplumsal yaşamla temas hâlinde olması, Kûfe’deki ilmî müzakerelerle ticaret tecrübesinin aynı hayat içinde buluşmasına imkân verdi.

Eğitimi ve en önemli hocası Hammâd b. Ebû Süleyman

Ebû Hanîfe’nin ilmî yetişmesinde en önemli isim Hammâd b. Ebû Süleyman‘dır. TDV’nin biyografisine göre yaklaşık 720’den hocasının 738’deki ölümüne kadar on sekiz yıl ders halkasına devam etti. Hammâd’ın ilmî çizgisi, İbrâhim en-Nehaî ve Kûfe’nin daha erken fakihlerinin mirasıyla bağlantılıydı. Böylece Ebû Hanîfe, İslâm hukukunu sıfırdan icat etmek yerine kendisinden önce oluşan bir ilmî birikimi devralıp geliştirdi.

Hocası bulunmadığında derslere vekâlet edecek seviyeye yükseldi. 738’de Hammâd’ın vefatı üzerine kendi ders halkasının başına geçti. Mekke, Basra ve başka ilim merkezlerinden âlimlerle görüşmesi, farklı rivayet ve görüşleri değerlendirmesine yardımcı oldu. ‘Hangi yaşta yalnızca tek bir ilmi bırakarak fıkha geçtiği’ gibi kesin çizgiler, biyografi rivayetleri arasında farklılıklar bulunduğu için ihtiyatla aktarılmalıdır.

İmâm-ı Âzam unvanı ne anlama gelir?

İmâm-ı Âzam ifadesi “Büyük İmam” anlamına gelir. Bu unvan, Ebû Hanîfe’nin geniş bir öğrenci çevresi oluşturmasına, farklı hukukî meseleleri sistemli tartışmasına ve fıkıh düşüncesinde etkili bir ekolün öncüsü olmasına bağlanır. Unvanı, diğer hukuk bilginlerinin ilmî katkılarını ortadan kaldıran bir üstünlük sıralaması gibi okumamak gerekir.

Ebû Hanîfe’nin fıkıh anlayışı nasıl oluştu?

Ebû Hanîfe’nin yaklaşımını yalnızca “akla önem verdi” cümlesiyle özetlemek yetersizdir. Kûfe’deki ehl-i re’y geleneği, Kur’an ve sünnetin anlaşılması, sahâbe görüşlerinin değerlendirilmesi ve yeni karşılaşılan meseleler üzerinde gerekçeli içtihat geliştirilmesi gibi unsurları içeriyordu. Ebû Hanîfe de hukukî hükümlerin dayanaklarını tartışırken bu farklı unsurlar arasında ilişki kurmaya çalıştı.

Günümüzde bazen dile getirilen “hadisleri kabul etmedi, sadece akla dayandı” iddiası doğru bir genelleme değildir. Onun bir hadisi hukukî delil olarak değerlendirmesi ve farklı rivayetler arasındaki tercihi, dönemin rivayet şartları ve hukukî yorum tartışmaları bağlamında anlaşılmalıdır. Hanefî fıkhının gelişiminde rivayet bilgisiyle hukukî muhakemenin birlikte kullanılması önem taşır.

Kur’an, sünnet, kıyas ve istihsan

Kur’an ve sünnet

Hanefî geleneğinin temel başvuru kaynakları Kur’an ve Hz. Muhammed’in sünnetidir. Fıkhî yorum, bu metinlerin dili, bağlamı, birbiriyle ilişkisi ve nasıl uygulandığı dikkate alınarak yapılır. Tek tek meseleler için ulaşılan hükümler arasında, rivayetin güvenilirliği ve hukukî anlamı üzerinde tartışmalar bulunabilir.

İcmâ ve sahâbe görüşleri

Fıkıh usulünde icmâ, yetkin hukuk bilginlerinin bir meseledeki görüş birliğini ifade eder. Sahâbeden aktarılan hukukî değerlendirmeler de erken dönem hukukî düşüncenin önemli parçasıdır. Ebû Hanîfe’ye izafe edilen usul anlayışının tamamı, onun kendi kaleminden çıkan tek bir “usul kitabı” biçiminde korunmamıştır; sonraki Hanefî usulcüleri görüşlerinden genel yöntemler çıkarmıştır.

Kıyas nedir?

Kıyas, hakkında hüküm bulunan bir meseleyi, hükmün dayandığı ortak gerekçe bakımından yeni bir meseleyle karşılaştırarak sonuca ulaşmaya yarayan hukukî muhakeme yöntemidir. Bu yöntem, kişisel beğeniye göre hüküm üretmek anlamına gelmez. Hanefî fıkhının kıyas anlayışını sonraki hukukçular ayrıntılandırmış ve sınırlarını belirlemiştir.

İstihsan nedir?

İstihsan, belirli durumlarda daha güçlü bir delil, ihtiyaç, yerleşmiş uygulama veya hukukî gerekçe sebebiyle genel kıyasın doğuracağı sonuçtan ayrılmayı ifade eden bir içtihat yoludur. TDV İslâm Ansiklopedisi, istihsanın kavramsal gelişmesinde Ebû Hanîfe çevresinin önemli rolünü vurgular. İstihsanı “istediği hükmü seçmek” veya “her zaman toplumsal yarara göre karar vermek” şeklinde açıklamak bu yöntemi yanlış tanıtır.

Ders halkasında ortak tartışma ve farazî meseleler

Ebû Hanîfe’nin derslerinde hukukî problemler öğrencilerle birlikte müzakere ediliyordu. Kaynaklar, farklı görüşlerin dinlendiğini ve bir sonuca hemen varmak yerine delillerin tartışıldığını belirtir. Henüz yaşanmamış ama ortaya çıkması mümkün olayların tartışılması da farazî fıkıh geleneğine katkı sağladı.

Böyle bir eğitim ortamında ortaya çıkan görüşlerin önemli bölümü öğrencileri tarafından not edildi ve sonraki kuşaklarda kitaplaştırıldı. Bu nedenle Hanefî mezhebinin yüzlerce yıllık gelişimini yalnızca Ebû Hanîfe’nin şahsî hükümlerinden ibaret görmek mümkün değildir; mezhep sürekli tartışan, yeni meselelere cevap arayan geniş bir ilim geleneği olarak gelişti.

Ebû Hanîfe’nin en önemli öğrencileri

Ebû Yûsuf (ö. 798)

Ebû Yûsuf, hocasının hukukî görüşlerinin yayılmasında etkili oldu. Abbâsî döneminde başkadılık görevinde bulunması, Hanefî fıkhının uygulama alanını genişletti. Kitâbü’l-Harâc adlı eseri, kamu gelirleri ve yönetim meseleleri açısından dikkat çekicidir.

Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî (ö. 805)

İmam Muhammed olarak da bilinen eş-Şeybânî, Hanefî hukukunun erken yazılı kaynaklarında merkezi bir isimdir. el-Asl (el-Mebsût), el-Câmiu’s-sağîr ve el-Câmiu’l-kebîr gibi eserleri, hocasının ve ilk nesil Hanefî âlimlerinin görüşlerini sonraki kuşaklara taşıdı. Bu kitapları doğrudan Ebû Hanîfe’nin kendi kalemiyle yazılmış eserler diye göstermek hatalıdır.

Züfer b. Hüzeyl (ö. 775)

Züfer, kıyasa dayalı hukukî muhakemesiyle tanınan seçkin öğrencilerden biridir. Bazı meselelerde hocasından farklı içtihatlar benimsemesi, erken Hanefî çevresinde tek bir görüşün sorgusuz kabul edilmediğini gösterir.

Ebû Hanîfe’nin eserleri nelerdir? Aidiyet konusuna dikkat

Ebû Hanîfe’nin doğrudan yazdığı fıkıh kitaplarının sayısı sınırlıdır; daha doğrusu onun görüşlerine ilişkin en güvenilir malzemenin büyük bir bölümü öğrencilerinin rivayetleri ve derlemeleri aracılığıyla günümüze ulaşmıştır. Özellikle itikad alanındaki bazı risalelerin hangi metin halinde ve ne zaman kayda geçirildiği akademik tartışma konusudur.

  • el-Fıkhü’l-Ekber: Ebû Hanîfe’ye nisbet edilen itikad risalesi; farklı rivayet ve metin şekilleri vardır. Bu nedenle günümüzdeki nüshaları hiçbir tartışma yokmuş gibi doğrudan müellifin kaleminden çıkmış kabul etmek isabetli değildir.
  • el-Fıkhü’l-Ebsat: İnanç konularına dair Ebû Hanîfe’ye atfedilen ve Ebû Mutî‘ el-Belhî kanalıyla nakledilen risale.
  • el-Âlim ve’l-Müteallim: İtikadî meseleleri diyalog biçiminde işleyen, nisbeti ve aktarım geleneği araştırılan metin.
  • el-Vasiyye: Ebû Hanîfe’ye nisbet edilen itikadî açıklamalar içeren risale.
  • el-Müsned: Ebû Hanîfe’den nakledilen hadislerin sonraki dönemlerde bir araya getirildiği derlemelere verilen ortak ad.
  • Öğrenci eserleri: Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’in eserleri, erken Hanefî görüşlerin kaydı açısından temel kaynaklardır; her biri Ebû Hanîfe’nin şahsen yazdığı kitap değildir.

Önceki yazıda geçen ve doğrudan Ebû Hanîfe’ye bağlanan bazı eser adları için sağlam bibliyografik doğrulama bulunmadığından bu adlar kesin atıf şeklinde korunmadı. Kaynak ve rivayet zincirini önemsemek, erken dönem İslâm düşünce tarihini sağlıklı anlatmanın temel şartıdır.

Hadis hakkındaki görüşleri yanlış mı anlaşılıyor?

Ebû Hanîfe’nin hadis rivayeti ve hukukî değerlendirmeleri hem çağdaşları hem de sonraki kuşaklarca tartışılmıştır. Daha az hadis rivayet etmiş olmakla hadisi delil olarak hiç kabul etmemek aynı şey değildir. TDV İslâm Ansiklopedisi, onun hadis bilgisinin azlığı iddiasını ihtiyatla ele alır ve hem kendisine nisbet edilen müsnedlere hem de öğrencilerinin aktardığı delillere dikkat çeker.

Bu nedenle ‘Ebû Hanîfe hadisleri reddetti’ veya ‘her hadis ile aynı şekilde hüküm verdi’ gibi iki uçlu değerlendirmeler yerine, hadisin sıhhati, anlamı ve diğer delillerle ilişkisinin incelendiği tarihî yorum ortamını açıklamak gerekir.

Siyasî görüşleri, kadılık teklifleri ve hapsedilmesi

Ebû Hanîfe’nin ömrü Emevîler’den Abbâsîler’e iktidar geçişini kapsadı. Kaynaklar, Ehl-i beyt’e yakınlık duyduğunu, bazı siyasî gelişmeleri eleştirdiğini ve devlet görevlerini kabul etmek istemediğini aktarır. Emevîlerin Irak Valisi İbn Hübeyre döneminde kendisine kadılık veya malî görev teklif edildiği; kabul etmediği için baskıya, hatta hapse maruz kaldığı kaydedilir.

Abbâsî Halifesi Ebû Ca‘fer el-Mansûr döneminde de benzeri bir görev teklifini reddettiği ve ağır baskıya uğradığına dair rivayetler vardır. Ancak ölümünün hapiste mi, hapisten çıktıktan sonra mı gerçekleştiği ve ölüm sebebine ilişkin tarihî kayıtlar birbirinden farklıdır. Ona kesin biçimde ‘zehirlenerek öldürüldü’ demek kaynakların tamamının desteklediği bir sonuç değildir.

Bu olaylar Ebû Hanîfe’nin yönetimle ilişkisinin neden ilim tarihinin yanında siyasî tarihte de tartışıldığını açıklar. Bununla birlikte onu günümüzdeki anlamıyla bir ‘parti siyasetçisi’ veya bütün dönemini tek bir siyasî kampanyaya adamış lider gibi tanımlamak anakronik olur.

Ebû Hanîfe ne zaman ve nerede öldü?

Ebû Hanîfe, Hicrî 150 / Milâdî 767 yılında Bağdat’ta vefat etti. Günümüzde Bağdat’ın Âzamiyye bölgesi, onun adı ve türbesiyle anılır. Mezarı etrafında oluşan anma ve ziyaret kültürü de yüzyıllar içinde gelişmiştir. Ölümüne ilişkin anlatılarda tarihî olaylarla sonradan eklenen menkıbeler ayrılmalıdır.

Hanefî mezhebi nasıl ortaya çıktı?

Hanefî mezhebi, Ebû Hanîfe’nin hayattayken bugün bildiğimiz bütün kuralları ve eserleriyle bir defada ‘kurduğu’ hazır bir sistem değildi. Kûfe’deki ders halkasında şekillenen görüşler, Ebû Yûsuf, İmam Muhammed ve daha sonraki Hanefî hukukçularının çalışmalarıyla düzenlendi, genişletildi ve farklı coğrafyalarda yorumlandı.

Mezhebin erken sistemleşme sürecinde hukukî sorulara cevap arama, ihtilaflı görüşleri karşılaştırma, örf ve uygulamanın etkisini dikkate alma gibi unsurlar öne çıktı. Zamanla fıkıh usulü ve hukuk literatürü gelişti. Bugünkü Hanefî geleneği, bir kişinin tek başına oluşturduğu metinden çok, uzun süreli ortak bir hukukî düşünce birikimini temsil eder.

Hanefî mezhebi hangi bölgelerde yaygındır?

Hanefîlik, tarih boyunca Irak’tan Mâverâünnehir’e, Anadolu’ya ve Güney Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada yayıldı. Selçuklu ve Osmanlı idarî düzenlerinde Hanefî fıkhının etkisi belirgindi. Türkiye, Balkanlar’ın birçok Müslüman topluluğu, Orta Asya ve Güney Asya’nın çeşitli bölgeleri bu geleneğin tarihî olarak güçlü olduğu alanlar arasındadır.

Bununla birlikte bir ülke adının listedeki varlığı, o ülkenin bütün Müslümanlarının aynı mezhebe bağlı olduğu anlamına gelmez. Örneğin Kuzey Afrika’da Mâlikîlik, Endonezya’da Şâfiîlik, bazı Kafkasya bölgelerinde farklı Sünnî gelenekler güçlüdür. Eski yazıda yer alan kesin ve geniş ülke genellemelerini bu nedenle daha doğru bir bölgesel çerçeveyle değiştirdik.

Hanefîlik ile diğer Sünnî mezheplerin farkı nedir?

Sünnî fıkıh geleneğinde Hanefî, Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî mezhepleri farklı hukukî yorum yöntemleri ve tarihî eğitim çevreleriyle gelişmiştir. Mezheplerin tamamı temel dinî kaynakların yorumuyla ilgilenir; ayrılıklar çoğu zaman belirli rivayetlerin değerlendirilmesi, delil türlerine verilen ağırlık veya bir hukuki meseleden çıkarılan sonuçla ilgilidir.

Hanefîliğin kıyas ve istihsan kullanması, öteki mezheplerin akıl yürütmediği ya da Hanefîliğin hadise önem vermediği anlamına gelmez. Karşılaştırmalar yapılırken her mezhebin kendi usulü ve tarihî çeşitliliği dikkate alınmalıdır.

İslâm hukukuna ve Osmanlı geleneğine etkisi

Hanefî fıkhı özellikle Selçuklu ve Osmanlı hukuk hayatında etkili oldu. Osmanlı mahkemelerinde Hanefî görüşler genel çerçeveyi oluştururken bazı durumlarda diğer mezheplerin görüşlerinden yararlanıldığı da bilinmektedir. 19. yüzyılda hazırlanan Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye, Hanefî fıkıh birikiminin kanunlaştırma tarihinde etkisinin örneklerinden biridir.

Ancak Mecelle’yi Ebû Hanîfe’nin yazdığını ya da eserinin doğrudan 8. yüzyıldan kalan bir devlet kanunu olduğunu söylemek yanlıştır. Mecelle, Ebû Hanîfe’den yaklaşık on bir asır sonra, farklı hukukçuların ve tarihî ihtiyaçların etkisiyle hazırlanmıştır.

Ebû Hanîfe hakkında sık sorulan sorular

Ebû Hanîfe’nin gerçek adı nedir?

Ebû Hanîfe’nin adı Nu‘mân b. Sâbit‘tir. “Ebû Hanîfe” onun meşhur künyesi, “İmâm-ı Âzam” ise saygı unvanıdır.

Ebû Hanîfe ne zaman yaşadı?

Kaynaklarda doğumu Hicrî 80/Milâdî 699, ölümü Hicrî 150/Milâdî 767 olarak verilir. Kûfe’de yetişmiş, hayatının sonunda Bağdat’ta vefat etmiştir.

Ebû Hanîfe hangi mezhebin imamıdır?

Sünnî İslâm hukukunun dört büyük fıkıh mezhebinden biri olan Hanefî mezhebinin kurucu öncüsüdür. Mezhebin oluşup yaygınlaşmasında öğrencilerinin de önemli rolü vardır.

Ebû Hanîfe hadisleri kabul etmez miydi?

Hayır. Hadisleri hukukî delil olarak değerlendirmiştir. Farklı rivayetlerin hukukî anlamı ve hangi şartlarda delil sayılacağı hakkındaki yaklaşımı, ilmî tartışmaların konusudur.

el-Fıkhü’l-Ekber doğrudan Ebû Hanîfe’nin eseri mi?

Ebû Hanîfe’ye nisbet edilen itikad risalelerinden biridir. Farklı rivayetleri ve metinleşme süreçleri bulunduğundan, eserin aidiyeti ve günümüze ulaşan nüshaları bilimsel olarak ayrıca incelenir.

Ebû Hanîfe’nin öğrencileri kimlerdir?

En çok tanınan öğrencileri Ebû Yûsuf, Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî ve Züfer b. Hüzeyl‘dir. Bu âlimler Hanefî geleneğinin aktarılması ve hukukî birikimin genişlemesinde etkili olmuştur.

Tarihlerle Ebû Hanîfe’nin hayatı

  • 699 (80 H.): Kûfe’de doğumu.
  • Yaklaşık 720: Hammâd b. Ebû Süleyman’ın ders halkasına düzenli katılımı.
  • 738: Hocası Hammâd’ın ölümünden sonra ders halkasının başına geçmesi.
  • 740’lı yıllar: Emevî iktidarıyla gerilim ve görev tekliflerine dair rivayetler.
  • 750: Abbâsî yönetiminin başlaması.
  • 767 (150 H.): Bağdat’ta vefatı.

Sonuç: Ebû Hanîfe’nin tarihî mirası

Ebû Hanîfe’nin en kalıcı etkisi, erken İslâm hukukunun yorum, müzakere ve içtihat geleneğinin gelişmesine yaptığı katkıdır. Kûfe’de öğrencileriyle tartıştığı meseleler sonraki yüzyıllarda hem geniş bir fıkıh literatürüne hem de uygulanan hukuk düzenlerine dönüştü. Onu tarihî açıdan tanımak, saygı ifade eden unvanları tekrar etmekten daha fazlasını gerektirir: kaynakları incelemek, farklı rivayetleri karşılaştırmak ve kendi çağını bugünün kavramlarıyla karıştırmamaktır.

Kaynaklar ve editoryal doğrulama

Bu yazı 18 Ekim 2026 tarihinde güncel bilimsel başvuru kaynakları doğrultusunda yeniden yazıldı. Fıkıh kavramları tarihî ve akademik çerçevede açıklanmıştır; metin bireysel dinî hüküm veya fetva yerine geçmez.

📢 Follow / Takip Et !

Follow Mutlu Çiçekler on WordPress.com

🌍 Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş • Share This Article


👁️ Bu yazı 388 kişi tarafından okundu.

Bu yazı sana ne hissettirdi?
Görüşünüz bizim için değerli
😍
0
😀
0
😢
0
😡
0
❤️
1
👏
0

Yazar :

Blog Etiketleri



Bir yanıt yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Bugün Mutlu Çiçekler’deBugünün seçkisini keşfetBugünün seçkisini keşfet

Mutlu Çiçekler | Yaşam & Keşif sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin