Şanlıurfa’daki Göbeklitepe’de ortaya çıkarılan iki mezar bağlamı, dünyanın en önemli Neolitik yerleşimlerinden birinde insanların ölülerini nasıl gömdüğüne ilişkin yeni ipuçları sundu. Araştırmacılar, bulguların Göbeklitepe’de uzun yıllardır karşılaşılan dağınık insan kemiği parçalarının kökenini açıklamaya yardımcı olabileceğini belirtiyor.
PLOS ONE dergisinde 22 Eylül 2026’da yayımlanan araştırma, Göbeklitepe’de şimdiye kadar tespit edilen ilk iki mezarı ayrıntılı biçimde inceliyor. Mezarlardan elde edilen veriler, Çanak Çömleksiz Neolitik B dönemine, yaklaşık MÖ 8700–8000 yılları arasına tarihleniyor.
Göbeklitepe’de yıllardır insan kemikleri bulunuyordu
Göbeklitepe’de kazıların başlamasından bu yana anıtsal yapıların dolgu tabakalarında çok sayıda parçalanmış insan kemiği bulundu.
Ancak bu kemiklerin neden yapıların dolgusunda ve birbirinden kopuk halde bulunduğu uzun süredir tam olarak açıklanamıyordu.
Araştırmacılar geçmişte bu kalıntıların özel cenaze ritüelleri sonucunda bilinçli olarak yerleştirilmiş olabileceği ihtimalini değerlendiriyordu. Yeni mezar bulguları ise tabloya farklı bir olasılık ekledi.
İlk mezarda en az üç kişinin kalıntıları bulundu
Araştırmada incelenen mezarlardan biri, koruyucu çatının drenaj sistemi için yürütülen çalışmalar sırasında 2017 yılında keşfedildi.
Bir yapının sıvalı tabanına açılmış mezar alanında en az üç kişiye ait iskelet kalıntıları tespit edildi.
Kemiklerin çoğu anatomik konumunda değildi. Kafataslarının mezarın bir bölümünde, diğer kemiklerin ise farklı bölgelerde toplandığı görüldü.
Araştırmacılar, mezarın birden fazla kez kullanılmış olabileceğini düşünüyor. İlk gömülen kişilerin kalıntılarının daha sonraki gömüler için yer açmak amacıyla mezar içerisinde yeniden düzenlenmiş olması olasılıklar arasında.

İkinci mezarda iskelet büyük ölçüde yerindeydi
Diğer mezar ilk olarak 2012 yılında fark edildi ancak kazısı 2022 yılında tamamlandı.
Burada bulunan kişinin sol tarafına yatırılmış, bacakları bükülmüş ve doğuya dönük şekilde gömüldüğü belirlendi.
İskeletin büyük bölümünün gömüldüğü konumu koruması, araştırmacılara kemiklerin binlerce yıl boyunca hangi doğal süreçlerden etkilendiğini inceleme fırsatı verdi.
Dağınık kemiklerin sırrı erozyon olabilir
Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, Göbeklitepe’nin anıtsal yapılarında bulunan dağınık insan kemikleriyle ilgili.
İncelenen mezarlardaki kemiklerde kırılma, kireçli tortular ve bazı hayvanların bıraktığı izler gibi doğal değişimler görüldü. Benzer özellikler daha önce anıtsal yapıların dolgularında bulunan insan kemiği parçalarında da tespit edilmişti.
Araştırmacılara göre yerleşimin daha yüksek kesimlerindeki yapı tabanlarının altında bulunan bazı mezarlar zaman içerisinde erozyon ve yamaç hareketleriyle bozulmuş olabilir.
Bu süreçte mezarlardaki kemikler parçalanarak daha aşağıdaki yapıların dolgu tabakalarına taşınmış olabilir.
Bu senaryo, Göbeklitepe’de yıllardır bulunan dağınık insan kemiklerinin en azından bir bölümüne açıklama getirebilir.
Ancak araştırmacılar bunun tek açıklama olmadığının özellikle altını çiziyor.
Farklı cenaze gelenekleri de uygulanmış olabilir
Neolitik Anadolu’da ölülerin yerleşim alanlarının içine, özellikle yapı tabanlarının altına gömülmesi bilinen bir uygulamaydı.
Göbeklitepe’deki yeni bulgular da burada yaşayan insanların benzer uygulamalara sahip olduğunu gösteriyor.
Bununla birlikte araştırmacılar, bölgede farklı dönemlerde veya aynı dönemde başka cenaze uygulamalarının bulunmuş olabileceği ihtimalini dışlamıyor. Yakındaki Sayburç ve Sefertepe gibi Neolitik yerleşimlerde tespit edilen insan kalıntıları da dönemin ölüm ve gömme geleneklerinin oldukça çeşitli olduğunu gösteriyor.
Göbeklitepe yalnızca törensel bir merkez miydi?
Yeni keşif başka önemli bir tartışmaya da katkı sağlıyor.
Göbeklitepe uzun yıllar boyunca ağırlıklı olarak büyük törensel yapıların bulunduğu özel bir merkez olarak yorumlandı. Son yıllarda ise alanda konut ve günlük yaşama ilişkin kanıtların artması, bu görüşün yeniden değerlendirilmesine yol açtı.
Yapı tabanlarının altında mezarların bulunması da Göbeklitepe’de gündelik yaşam ile törensel faaliyetlerin bir arada gerçekleşmiş olabileceğine ilişkin kanıtlara katkı sağlıyor.
Göbeklitepe’deki çalışmalar devam ettikçe, yaklaşık 10 bin yıl önce bu bölgede yaşayan toplulukların yaşam biçimleri kadar ölüm ve gömme geleneklerine ilişkin bilgilerimizin de değişmesi bekleniyor.
Kaynaklar
PLOS ONE: Julia Gresky ve Lee Clare — First burials give insights into mortuary rites at Göbeklitepe, Early Neolithic Türkiye, 22 Eylül 2026.
Alman Arkeoloji Enstitüsü (DAI): Human remains and burial practices at Göbeklitepe, Eylül 2026.
Araştırma DOI: 10.1371/journal.pone.0358979


Bir Cevap Yazın