Bulgaristan’ın güneydoğusundaki Balak Dere kazılarında ortaya çıkarılan mermer bir kabartma, antik Trakya’nın inanç dünyasına ilişkin yeni sorular doğurdu. Kabartmada Anadolu kökenli Ana Tanrıça Kibele ile üç su perisi (nimf) birlikte betimleniyor. Arkeologlar, yapının geç antik dönemde eski inanç geleneklerinin sürdüğü bir kutsal alan olabileceğini değerlendiriyor.
Bulgaristan Ulusal Tarih Müzesi’nin 19 Ekim 2026’da duyurduğu sonuçlar, Arda Nehri yakınındaki tapınak kompleksinin mimarisi ve kullanım süresine dair yeni ayrıntılar içeriyor. En dikkat çekici bulgu ise alışılmadık tanrısal figürleri bir araya getiren taş kabartma.
Keşif nerede ve ne zaman yapıldı?
Kazı alanı, Bulgaristan’ın güneydoğusunda, İvaylovgrad yakınlarındaki Balak Dere mevkisinde, Doğu Rodop Dağları ve Arda Nehri çevresinde bulunuyor. 2026 sezonu Ekim ayında tamamlanan çalışmaları, Ulusal Tarih Müzesi’nden arkeolog İvaylo Kanev yönetiyor. Çalışmalar Bulgaristan Kültür Bakanlığı projesi kapsamında yürütülüyor ve yerel yönetim tarafından destekleniyor.
| Keşfin yeri | Balak Dere, İvaylovgrad yakınları, Bulgaristan |
|---|---|
| Öne çıkan buluntu | Kibele ve üç nimfi birlikte gösteren mermer kabartma |
| Tapınağın ölçüsü | Yaklaşık 15 metre uzunluk; üç bağlantılı oda |
| Önerilen kullanım dönemi | MS 3. yüzyıldan 5. yüzyıl ortalarına kadar |
| Açıklama tarihi | 19 Ekim 2026, Bulgaristan Ulusal Tarih Müzesi |
Kibele ve üç su perisinin aynı kabartmada olması neden önemli?
Kibele, kökleri Anadolu’nun Frigya bölgesine uzanan ve zamanla Yunan-Roma dünyasında da benimsenen Ana Tanrıça figürüdür. Doğa, dağlar ve bereketle ilişkili inançların önemli bir parçası olmuştur. Nimfler ise antik dünyada pınarlar, akarsular ve doğal alanlarla ilişkilendirilen kadınsı tanrısal varlıklardır.
Kazı ekibine göre Kibele ile üç nimfi tek kompozisyonda gösteren bu tasvir, karşılaştırdıkları buluntular arasında daha önce belgelenmemiş bir örnek. Bu ifade, tüm antik dünyada kesinlikle başka örneğinin bulunmadığı anlamına gelmiyor; yeni buluntunun ayrıntılı bilimsel incelenmesi önemini daha iyi ortaya koyacak.
Tapınağın suyla bağlantısı ne anlatıyor?
Arkeologlar, yaklaşık 15 metre uzunluğundaki, yamuk (trapez) planlı yapıda birbirine geçiş veren üç bölüm belirledi. Açıklamaya göre büyük odada bir sunak, orta bölümde kurban törenleriyle ilişkilendirilen bir düzenleme ve diğer odada adakların saklanmış olabileceği bir alan bulunuyor.
Tapınağı çevreleyen bir su kanalı ile yakınındaki Arda Nehri de yorumlamada önemli rol oynuyor. Araştırmacılar bu ipuçlarından hareketle kompleksin, nimflerle bağlantılı bir nymphaeum (nimf kutsal alanı) işlevi de görmüş olabileceğini düşünüyor. Ancak bu aşamada bu yorum kesinleşmiş bir sonuç değil; arkeolojik bir çalışma hipotezi.
Trakya’daki son pagan tapınaklarından biri mi?
Tapınağın MS 3. yüzyılda kullanılmaya başlanmış olabileceği düşünülüyor. Araştırmacılara göre alan, Roma İmparatorluğu’nda Hristiyanlığın güç kazandığı dönem boyunca da eski dini uygulamalarla ilişkili kalmış olabilir. Kompleksin yaklaşık MS 5. yüzyıl ortalarında yangınla tahrip edildiğine işaret eden izler bildirildi.
Müze açıklamasında yangının dönemin dinî gerilimleriyle bağlantılı olabileceği görüşüne yer veriliyor. Bununla birlikte, yangının kimin tarafından ve hangi nedenle çıkarıldığı kanıtlanmış değil. Bu nedenle kazı alanını “Trakların son pagan tapınağı” diye kesin biçimde nitelendirmek doğru olmaz. Daha dikkatli ifade, bölgedeki geç dönem pagan kutsal alanlarının olası örneklerinden biri olduğudur.
Buluntu Anadolu tarihi açısından neden ilgi çekiyor?
Kibele’nin kültü Anadolu’da ortaya çıktıktan sonra Akdeniz ve Balkan coğrafyasındaki farklı toplumların inanç dünyalarında yeni anlamlar kazandı. Bulgaristan’daki kabartma da aynı figürün bölgesel su kültleriyle bir arada yorumlanmış olabileceğini gösteriyor. Bu açıdan keşif, Anadolu, Trakya ve Roma dünyası arasındaki kültürel etkileşimi araştırmak için yeni bir ipucu sunuyor.
Araştırmalar ilerledikçe kabartmanın tarihlendirilmesi, hangi ritüellerde kullanıldığı ve tapınağın tam olarak ne zaman işlevini yitirdiği gibi sorular daha açık biçimde yanıtlanabilir.
Sık sorulan sorular
Kibele kabartması Türkiye’de mi bulundu?
Hayır. Buluntu, günümüzde Bulgaristan sınırları içindeki İvaylovgrad yakınlarında keşfedildi. Kibele kültünün tarihsel köklerinin Anadolu’ya uzanması, keşfin Türkiye’de yapıldığı anlamına gelmez.
Bu tapınak kesin olarak Trakların son pagan tapınağı mı?
Hayır. Bu, kazı ekibinin değerlendirdiği bir olasılık. Kesin bir tarihsel sıralama veya “son tapınak” tespiti olarak sunulmamalı.
Bulunan kabartma neden nadir sayılıyor?
Araştırmacılar, Kibele ve üç nimfin aynı taş kabartmada bir arada gösterilmesini şimdiye kadarki karşılaştırmalarında alışılmadık ve dikkat çekici buluyor.
Kaynak ve doğrulama: Bulgaristan Ulusal Tarih Müzesi’nin 19 Ekim 2026 tarihli kazı basın açıklaması (Bulgaristan Haber Ajansı/BTA üzerinden); Arkeonews, 22 Ekim 2026. Kapak görseli kazıda çıkarılan eserin fotoğrafı değil, temsili bir illüstrasyondur.


Bir yanıt yazın